VİDEO
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira tespit davası devam ederken kiracının evden ayrılması durumunda yargılama giderleri ve vekâlet ücretini kimin karşılayacağına ilişkin görüş ayrılığını giderdi.
Karara göre, kiracı yeni kira dönemi başlamadan sözleşmesini yasal şartlara uygun şekilde sona erdirip taşınmazı tahliye ederse, konusuz kalan davanın giderleri kiraya veren üzerinde bırakılacak. Peki, karar ev sahipleri ve kiracılar açısından ne anlama geliyor?
Yargıtay'dan Kiracıları İlgilendiren Karar: Kira Davasında Masrafları Kim Ödeyecek?
Türkiye'de ev sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan kira uyuşmazlıklarına ilişkin dikkat çekici bir hukuki gelişme yaşandı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira bedelinin tespiti amacıyla açılan davalarda, kiracının taşınmazı yeni kira dönemi başlamadan tahliye etmesi durumunda yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kimin tarafından karşılanacağını açıklığa kavuşturdu.
İstanbul, Bursa, Antalya ve Sakarya bölge adliye mahkemelerinin ilgili hukuk daireleri arasında ortaya çıkan farklı uygulamaları değerlendiren Yargıtay, kiracının yasal hakkını kullanarak kira sözleşmesini sona erdirmesinin, tek başına dava açılmasına sebebiyet verdiği anlamına gelmeyeceği sonucuna ulaştı.
Kararda, kira tespit davasının açılmış olmasının kiracının kanundan kaynaklanan sözleşmeyi sona erdirme hakkını ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
Buna göre kiracı, gerekli bildirim şartlarını yerine getirerek yeni kira dönemi başlamadan taşınmazı boşaltır ve kira tespit davası bu nedenle konusuz kalırsa, davanın yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti kiracıya yüklenemeyecek.
Söz konusu hukuki değerlendirme, özellikle kira artışları nedeniyle anlaşmazlık yaşayan ev sahipleri ve kiracılar açısından önem taşıyor.
Yargıtay Kira Tespit Davalarında Hangi Kararı Verdi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira bedelinin yeniden belirlenmesi amacıyla açılan davalarda önemli bir uygulama farklılığını ele aldı.
Uyuşmazlığın temelinde, yeni kira dönemi başlamadan açılmış bir kira tespit davasının, kiracının taşınmazı tahliye etmesi nedeniyle konusuz kalması bulunuyor.
Bazı mahkemeler, dava açıldığı tarihte kiraya verenin hukuki hakkını kullandığını dikkate alarak yargılama giderlerinin kiracıya yüklenebileceği yönünde değerlendirme yapıyordu.
Diğer mahkemeler ise kiracının sözleşmeyi yasal şartlara uygun şekilde sona erdirmesinin dava açılmasına sebebiyet verme olarak değerlendirilemeyeceği görüşünü benimsiyordu.
Ortaya çıkan bu farklı yaklaşımlar üzerine konu Yargıtay'ın önüne taşındı.
Yargıtay, kiraya verenin kira tespit davası açabilmesi ile davada yargılama giderlerinden kimin sorumlu tutulacağı konularının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Böylece dava açma hakkının bulunmasının, davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinin mutlaka kiracı üzerinde bırakılacağı anlamına gelmediği ortaya konuldu.
Kiracı Evi Boşaltırsa Kira Tespit Davasının Masraflarını Kim Ödeyecek?
Kararın en fazla merak edilen yönü, kiracının evi boşaltması halinde mahkeme masraflarının hangi tarafa ait olacağı.
Yargıtay'ın değerlendirdiği durumda, kiracının kira sözleşmesini kanunda öngörülen koşullara uygun şekilde sona erdirmesi belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Kiracı, yeni kira dönemi başlamadan önce geçerli fesih bildirimini yaparak taşınmazı tahliye ederse, gelecek kira dönemi için açılan kira tespit davası konusuz kalabiliyor.
Bu durumda kiracının yalnızca yasal hakkını kullandığı gerekçesiyle davanın açılmasına neden olduğu kabul edilmiyor.
Bunun sonucunda yargılama giderlerinin kiraya veren üzerinde bırakılması gerektiği belirtiliyor.
Ancak kararın bütün kira davalarında ev sahibinin masraflardan sorumlu olacağı şeklinde yorumlanması doğru değil.
Tahliyenin gerçekleştiği tarih, fesih bildiriminin geçerliliği, davanın hangi kira dönemini ilgilendirdiği ve tarafların dava açıldığı tarihteki hukuki durumları önem taşıyor.
Kira Tespit Davası Devam Ederken Kiracı Evden Çıkabilir mi?
Kiracının kira tespit davası devam ederken taşınmazı boşaltıp boşaltamayacağı, birçok vatandaşın merak ettiği konular arasında yer alıyor.
Kira tespit davasının açılması, kiracının kira sözleşmesini hukuka uygun şekilde sona erdirme hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi, konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli süreli sözleşmeler bakımından kiracıya önemli bir hak tanıyor.
Kanuna göre kiracı, belirli süreli kira sözleşmesinin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunarak sözleşmenin sona ermesini sağlayabiliyor.
Süresi içerisinde geçerli bir bildirim yapılmadığında ise sözleşme, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere, aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılıyor.
Bu nedenle kira tespit davası devam eden bir kiracının tahliye kararı verirken yalnızca taşınmazı boşaltması yeterli olmayabilir.
Fesih bildiriminin usulüne uygun yapılması, sözleşmenin hangi tarihte sona erdiğinin belirlenmesi ve anahtar tesliminin ispatlanabilmesi de önem taşıyor.
Kira Sözleşmesini Sona Erdirmek İçin 15 Gün Kuralı Ne Anlama Geliyor?
Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 15 günlük bildirim süresi, özellikle belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde önem taşıyor.
Örneğin bir kira sözleşmesinin 31 Aralık tarihinde sona ereceğini düşünelim.
Kiracı, kanunda aranan süreye ve bildirim şekline uygun davranarak sözleşmenin yenilenmesini istemediğini kiraya verene bildirdiğinde, sözleşmenin dönem sonunda sona erdirilmesi mümkün olabiliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bildirimin yalnızca hazırlanması değil, hukuken geçerli şekilde yapılmasıdır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 348. maddesi uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bu nedenle kiracıların sözleşmeyi sona erdirme iradelerini ispatlanabilir biçimde bildirmeleri önem taşıyor.
Tahliye sırasında anahtar tesliminin belgelenmesi de ilerleyen dönemde doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olabilir.
Kira Tespit Davası Yeni Kira Döneminden Önce Açılabilir mi?
Kira bedelinin tespiti davalarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, davanın hangi tarihte açıldığıdır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 345. maddesine göre kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.
Ancak mahkeme tarafından belirlenecek kira bedelinin yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlayabilmesi için kanunda düzenlenen koşulların dikkate alınması gerekiyor.
Bu kapsamda, dava yeni dönemin başlangıcından en geç 30 gün önce açılmışsa, kanuni şartlar çerçevesinde tespit edilecek bedel yeni dönemin başından itibaren etkili olabiliyor.
Ayrıca kiraya verenin aynı süre içerisinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin yazılı bildirimde bulunması ve davanın ilgili yeni kira döneminin sonuna kadar açılması da kanunda düzenlenen seçenekler arasında yer alıyor.
Sözleşmede yeni kira döneminde artış yapılacağına ilişkin hüküm bulunması durumunda ise farklı bir uygulama söz konusu olabiliyor.
Dolayısıyla kira tespit davasında yalnızca dava tarihi değil, sözleşme hükümleri ve taraflar arasında yapılan bildirimler de önem taşıyor.
Yargıtay Neden Kiracıyı Yargılama Giderlerinden Sorumlu Tutmadı?
Yargıtay'ın kararındaki temel yaklaşım, bir kişinin kanundan doğan hakkını kullanmasının tek başına hukuki kusur veya dava açılmasına sebebiyet verme olarak değerlendirilmemesine dayanıyor.
Kiraya veren, kanunun tanıdığı imkanlardan yararlanarak yeni kira dönemine ilişkin kira bedelinin tespitini isteyebiliyor.
Ancak kiracı da aynı hukuk düzeni içerisinde sözleşmesini yasal koşullara uygun olarak sona erdirme hakkına sahip bulunuyor.
Kiracının yeni dönem başlamadan taşınmazı boşaltması halinde, gelecekte uygulanması istenen kira bedelinin belirlenmesi bazı durumlarda hukuki anlamını kaybedebiliyor.
Bu nedenle dava hakkında esas yönünden karar verilmesine gerek kalmayabiliyor.
Yargıtay'ın değerlendirdiği uyuşmazlıkta, kiracının hukuka uygun tahliyesi nedeniyle davanın konusuz kalması, kiracının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin kabul edilmesi için yeterli görülmedi.
Karar, kira uyuşmazlıklarında dava giderlerinin belirlenmesinde tarafların haklarını hangi koşullarda kullandığının önemini ortaya koyuyor.
İstanbul, Bursa, Antalya ve Sakarya Mahkemeleri Arasında Neden Görüş Ayrılığı Yaşandı?
Kira tespit davalarında ortaya çıkan uygulama farklılıkları, kararın dikkat çeken diğer yönünü oluşturuyor.
İstanbul, Bursa, Antalya ve Sakarya bölge adliye mahkemelerinin ilgili hukuk daireleri, kiracının taşınmazı tahliye etmesi nedeniyle konusuz kalan kira tespit davalarında yargılama giderlerinin hangi tarafa yüklenmesi gerektiği konusunda farklı değerlendirmelerde bulundu.
Bir mahkemenin kiraya verenin dava açmakta haklı olduğu yönünde değerlendirme yapması ile başka bir mahkemenin kiracının hukuka uygun tahliyesini esas alması, benzer olaylarda farklı gider kararlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyordu.
Bu farklılık üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından Yargıtay'a başvuruldu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde kiracının sözleşmeyi sona erdirme hakkına ve davanın açılmasına sebebiyet verme koşullarına odaklandı.
Böylece benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik hukuki değerlendirme ortaya konuldu.
Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti Neleri Kapsıyor?
Kira uyuşmazlıklarında tarafların karşı karşıya kalabildiği mali yükümlülükler yalnızca kira bedelinden oluşmuyor.










