Evini satmak isteyen mülk sahiplerinin online ilan platformlarındaki abartılı rakamları esas alarak yüksek fiyat belirlemesi, konutların aylarca pazarda beklemesine ve nihayetinde değerinin altında satılmasına yol açıyor.
Uzmanlar, ilan sitelerinde görülen rakamların gerçek satış bedeli değil, satıcıların temenni fiyatı olduğuna dikkat çekerek; hatalı fiyatlandırmanın "ilan bayatlaması" ve yüksek fırsat maliyeti getirdiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Gayrimenkul sektöründe son dönemde yaşanan fiyat hareketlilikleri, evini elden çıkarmak isteyen mülk sahiplerini ciddi bir stratejik karar aşamasıyla karşı karşıya getiriyor. Türkiye genelinde konut satışı yapmak isteyen kişilerin önemli bir bölümü, mülklerine fiyat biçerken ilk adım olarak internetteki popüler gayrimenkul ilan sitelerini inceliyor. Ancak uzmanlara göre bu yöntem, satış sürecini doğrudan akamete uğratan en büyük hataların başında geliyor. İlan platformlarında yer alan rakamların çok büyük bir kısmı, mülkün reel piyasa değerini değil; satıcının psikolojik beklentisini, borç kapatma ihtiyacını ya da komşusunun ilanına bakarak üzerine eklediği afaki tutarları yansıtıyor. Bu durum, piyasada "ilan köpüğü" olarak adlandırılan sanal bir fiyat zinciri oluşturuyor.
Sanal Emsal Tuzağı Nasıl İşliyor?
Bir mahallede evini satmaya karar veren bir mülk sahibi, ilan sitesine girerek yakın konumdaki benzer dairelerin fiyatlarını kontrol ediyor. Örneğin, bölgesinde benzer bir dairenin 5 milyon TL’ye ilana koyulduğunu gören mülk sahibi, "Benim evimin manzarası daha iyi" veya "Ben geçen yıl mutfağı yeniledim" diyerek kendi dairesine 5.5 milyon TL fiyat etiketi biçiyor. Birkaç hafta sonra yan binadaki başka bir komşu da bu yeni ilanı görüp fiyatını 6 milyon TL seviyesine çekiyor. Böylece hiç kimsenin gerçekte satamadığı, tamamen teklif seviyesinde kalan sanal bir fiyat artış sarmalı doğuyor.
Oysa tapu dairelerinde gerçekleşen resmi devir işlemleri incelendiğinde, söz konusu bölgedeki dairesel satışların ilan fiyatlarının yüzde 15 ile yüzde 30 kadar altında el değiştirdiği görülüyor. İlan sitelerindeki rakamları "emsal" kabul eden mülk sahibi, gerçek alıcıların radarına girmekte zorlanıyor ve satış süreci 30-45 gün gibi makul bir süre yerine 6 ay ile 1 yıla kadar uzayabiliyor.
Alıcı Davranış Biçimi ve Dijital Filtreleme Kültürü
Günümüz konut alıcıları, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha bilinçli ve veri odaklı hareket ediyor. Gayrimenkul arayışında olan bireyler, bölgesel fiyat endekslerini, amortisman sürelerini, metrekare bazlı birim fiyat analizlerini ve banka ekspertiz raporlarını yakından takip ediyor. İlan sitelerinde arama yapan bir alıcı, Bütçe sınırına göre filtreleme uygular.
Örneğin, bütçesi 4 milyon TL olan bir alıcı, arama kriterine maksimum 4.200.000 TL yazar. Mülkü için gerçek değeri 4 milyon TL olmasına rağmen "pazarlık payı koyayım" düşüncesiyle 4.800.000 TL isteyen bir satıcı, daha ilk aşamada bu potansiyel alıcının arama sonuçlarında bile yer alamaz. Dolayısıyla yüksek fiyatlandırma, alıcıya pazarlık marjı bırakmak yerine, alıcıyı henüz ilanla temas kurmadan sistemin dışına itmektedir.
Duygusal Değerleşme ve Mülk Sahibinin İllüzyonu
Ev satıcılarının düştüğü bir diğer psikolojik tuzak ise "duygusal değerleşme" olarak tanımlanıyor. Mülk sahipleri, yıllarca yaşadıkları, anılar biriktirdikleri veya kendi zevklerine göre tadilat yaptıkları evlerine ekstra bir manevi değer yüklüyor. Mutfak dolaplarının yenilenmesi, banyoda kullanılan seramiğin kalitesi veya balkona taktırılan cam kaplama gibi masraflar, satıcı gözünde mülkün değerini birebir artıran unsurlar olarak görülüyor.
Ancak gayrimenkul biliminde ve ekspertiz standartlarında bu tür bireysel harcamaların mülk değerine katkısı sınırlıdır. Yeni satın alan bir kişinin ilk iş olarak eski malikin yaptırdığı dekorasyonu değiştirme ihtimali oldukça yüksektir. Dolayısıyla alıcı, satıcının harcadığı duygusal ve maddi masrafı ödemek istemez; lokasyon, metrekare, bina yaşı, cephe ve kat durumu gibi kök kriterlere odaklanır.
Yüksek fiyatla ilana çıkmanın tek zararı satış süresinin uzaması değildir. Sürecin uzaması, mülk sahibi için doğrudan finansal kayıp, yıpranma ve fırsat maliyeti anlamına gelir. Gayrimenkul piyasasında "ilanın bayatlaması" (stale listing) olarak bilinen olgu, bir mülkün pazar değerini sistematik biçimde düşüren en tehlikeli süreçtir.
İlanın Bayatlaması (Stale Listing) Riski
Bir konut ilana ilk çıktığı ilk 21 gün, piyasadaki aktif ve ciddi alıcıların en çok ilgisini çektiği "altın dönemdir". Bölgede ev arayan tüm ciddi alıcılar ve emlak danışmanları, sisteme yeni düşen ilanları anlık olarak takip eder. Eğer mülk bu ilk 3 haftalık periyotta doğru fiyatla piyasaya sürülmüşse, birden fazla teklif alır ve rekabetçi bir ortamda değerinde satılır.
Ancak yüksek fiyat nedeniyle ilk 30 günde teklif alamayan bir ilan, zamanla alıcılar nezdinde cazibesini yitirir. İlan sitelerinde 90 gün, 120 gün veya 180 gündür yayında kalan bir evi gören alıcılar ve emlak uzmanları şu soruları sormaya başlar:
-
"Bu ev neden bu kadar süredir satılamıyor?"
-
"Bilmeyip de göremediğimiz hukuki, fiziksel veya komşulukla ilgili bir problem mi var?"
-
"Satıcı köşeye sıkıştı mı?"










