VİDEO
Türkiye'de konut satışları Eylül 2026'da 142 bin 390'a ulaşarak yılın en yüksek aylık seviyesini gördü.
Toplam satışlar yıllık yüzde 9,3 gerilerken sıfır konut satışları yüzde 3,9 arttı. Birinci el konutların payının yüzde 36,2'ye yükselmesi, konut piyasasında yeni bir hareketliliğin işareti olarak değerlendirildi.
2026 Konut Satışlarında Eylül Sürprizi: Sıfır Konut Talebi Yükseldi!
Türkiye'de konut satışları Eylül 2026'da 142 bin 390'a ulaşarak yılın en yüksek aylık seviyesini gördü. Toplam satışlar yıllık yüzde 9,3 gerilerken sıfır konut satışları yüzde 3,9 arttı. Birinci el konutların toplam satışlardaki payı yüzde 36,2'ye yükselirken, konut kredileri ve yeni projelere yönelik beklentiler yeniden gündeme geldi.
Türkiye gayrimenkul piyasasında 2026 yılının eylül ayı, konut satışlarının yönü açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülke genelinde 142 bin 390 konut el değiştirdi. Bu rakam, yılın başından itibaren kaydedilen en yüksek aylık satış hacmini temsil ederken geçen yılın aynı dönemine göre yaşanan yüzde 9,3'lük gerileme, piyasadaki toparlanmanın henüz tüm alanlara yayılmadığını gösterdi.
Eylül ayının en önemli gelişmesi ise sıfır konutlara yönelik talebin ikinci el piyasasından ayrışması oldu. Birinci el konut satışları yükselişini sürdürürken ikinci el konutlarda çift haneli düşüş yaşandı. Ortaya çıkan tablo, konut alıcılarının tercihlerinde yeni projelerin ve ilk kez satışa sunulan gayrimenkullerin daha fazla ön plana çıkmaya başladığına işaret ediyor.
Konut sektöründe faaliyet gösteren temsilciler, birinci el satışlardaki artışı olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte yüksek finansman maliyetleri, konut fiyatları, satın alma gücü ve yeterli konut arzının oluşturulamaması, sektörün geleceğini belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.
Türkiye'de Konut Satışları 2026 Yılının Zirvesine Ulaştı
Eylül 2026 verileri, konut piyasasında hem büyüme potansiyelinin hem de mevcut ekonomik koşulların yarattığı sınırlamaların birlikte görüldüğü bir döneme işaret ediyor.
Türkiye genelinde gerçekleşen 142 bin 390 konut satışı, yıl içindeki aylık performanslar bakımından güçlü bir seviyeyi ortaya koydu. Ancak geçen yılın eylül ayıyla karşılaştırıldığında satış hacminde yüzde 9,3 oranında daralma meydana geldi.
Bu farklılık, gayrimenkul piyasasındaki hareketliliğin değerlendirilmesinde yalnızca aylık satış rakamlarının yeterli olmadığını gösteriyor. Mevsimsel talep değişimleri, kredi koşulları, gelir düzeyi ve konut fiyatlarının yıllık gelişimi de birlikte ele alınmalı.
Özellikle konut sahibi olmak isteyen haneler açısından finansmana erişim ve aylık kredi taksitlerinin gelirle uyumu önemli olmaya devam ediyor. Yatırım amacıyla konut satın alanlar ise kira getirisi, amortisman süresi, bölgesel değer artışı ve gayrimenkulün yeniden satış potansiyeli gibi kriterleri dikkate alıyor.
Eylül ayındaki rakamlar, konut talebinin tamamen ortadan kalkmadığını; buna karşılık alıcıların satın alma kararlarında daha seçici hareket ettiğini düşündürüyor.
Sıfır Konut Satışlarında Yükseliş: 51 Bin 519 Konut Satıldı
Konut piyasasının eylül ayındaki en güçlü göstergelerinden biri, birinci el konut satışlarında kaydedilen artış oldu.
Türkiye genelinde ilk kez satılan konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,9 yükselerek 51 bin 519'a ulaştı. Böylece sıfır konut satışları 2026 yılının en yüksek aylık seviyesini kaydetti.
Birinci el konutların toplam satışlar içindeki oranı ise yüzde 36,2 olarak gerçekleşti. Bu oran, yeni konutların pazardaki ağırlığının artması bakımından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Özellikle yıl sonunda yoğunlaşabilen proje teslimleri ve tapu işlemlerinin etkisiyle öne çıkan aralık ayları hariç tutulduğunda, sıfır konutların satış payı Mayıs 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviyelerden birine ulaştı.
Yeni konutların daha fazla tercih edilmesinde farklı etkenler rol oynayabiliyor. Güncel yapı standartları, enerji verimliliği, deprem yönetmeliklerine uygunluk, otopark ve sosyal alan gibi özellikler, satın alma kararlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte yeni bir konutun tercih edilmesi yalnızca binanın yaşına bağlı değil. Konum, fiyat, yapı kalitesi, teslim durumu, ulaşım olanakları ve hukuki belgeler de alıcılar açısından belirleyici önem taşıyor.
İkinci El Konut Satışları Neden Geriledi?
Eylül ayında ikinci el konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,3 azalarak 90 bin 871 olarak kaydedildi.
Toplam konut satışlarındaki yıllık düşüşün önemli bölümünün ikinci el piyasasından kaynaklanması, konut sektöründeki ayrışmanın en belirgin göstergelerinden biri oldu.
İkinci el gayrimenkul piyasasında fiyat beklentilerinin alıcıların bütçesiyle örtüşmemesi, finansman maliyetleri ve konutların bakım-onarım ihtiyaçları satış kararlarını etkileyebiliyor.
Özellikle eski yapılarda güçlendirme, tadilat, enerji verimliliği ve yenileme maliyetleri, konutun toplam edinme giderini artırabiliyor. Bu nedenle satın alma fiyatı uygun görünse bile alıcının karşılaşacağı ek masraflar önem kazanıyor.
Diğer taraftan bazı satıcıların fiyat beklentilerini piyasa koşullarına göre güncellemekte gecikmesi, ilanların satışta kalma süresini uzatabiliyor.
Ancak ikinci el piyasasındaki gerilemeyi yalnızca fiyatlandırmayla açıklamak doğru olmayacaktır. Bölgesel arz-talep dengesi, krediye erişim, taşınma ihtiyacı ve tüketici güveni de satış hacmini etkileyen değişkenler arasında bulunuyor.
Önümüzdeki dönemde ikinci el konut piyasasının performansı, özellikle konut kredilerindeki gelişmelere ve hane halkının satın alma gücüne bağlı olarak şekillenebilir.
Konut Kredili Satışlar Yükseldi: 23 Bin 397 İşlem Gerçekleşti
Eylül 2026'da ipotekli konut satışları da yıllık bazda artış gösterdi.
Konut kredisi kullanılarak gerçekleştirilen satışlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 23 bin 397'ye ulaştı.
Bu rakam, finansman yoluyla konut satın alma eğiliminde sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de kredili satışların toplam piyasa içindeki ağırlığı geçmişte görülen yüksek seviyelerin altında bulunuyor.
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz'ın değerlendirmelerine göre, ipotekli satışların toplam satışlar içerisindeki payı geçmiş dönemlerde yüzde 36 seviyelerine kadar yükselmişti. Daha sonraki dönemlerde yüzde 10'a kadar gerileyen bu oran, 2026'nın ilk dokuz ayında yüzde 19,4 seviyesine ulaştı.
Bu gelişme, kredi destekli konut alımlarında yeniden bir hareketlenme bulunduğunu gösterse de konut finansmanının geniş bir alıcı kitlesi için erişilebilir hale geldiğini söylemek henüz mümkün değil.
Konut kredisi faiz oranları, vade seçenekleri ve aylık ödeme tutarları, özellikle ilk kez ev sahibi olmak isteyen vatandaşların kararlarında kritik rol oynuyor.
Faiz oranlarında yaşanabilecek düşüşlerin aylık taksitleri hafifletmesi, kredi kullanarak konut satın almak isteyenlerin talebini destekleyebilir. Ancak kredi maliyetindeki gerilemenin tek başına yeterli olmayacağı, konut fiyatlarının ve hane gelirlerinin de önemli olduğu değerlendiriliyor.
Konut Kredisi Faizleri Düşerse Piyasa Nasıl Etkilenir?
Gayrimenkul sektöründe satışların kalıcı olarak canlanabilmesi için en önemli beklentilerden biri, uygun maliyetli ve sürdürülebilir konut finansmanının sağlanması.
Konut kredilerinde faiz oranlarının gerilemesi, aynı kredi tutarı ve vade için aylık ödeme yükünü azaltabilir. Böyle bir gelişme, özellikle düzenli gelire sahip ancak yüksek taksitler nedeniyle ev satın alma kararını erteleyen haneler için yeni bir fırsat oluşturabilir.
Bununla birlikte kredi faizlerindeki düşüşün etkileri konutun fiyatına, kredi kullanım sınırlarına, peşinat miktarına ve bankaların değerlendirme kriterlerine göre değişiklik gösterebilir.
Krediye erişimin kolaylaşması yeni konut talebini artırabilirken, yeterli konut arzının bulunmadığı bölgelerde talebin hızlanması fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı da oluşturabilir.
Bu nedenle sektör temsilcileri, konut finansmanındaki iyileşmenin yeni konut üretimini destekleyen uygulamalarla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.
KONUTDER'den Yeni Konut Üretimi İçin Kamu Arsası Önerisi
Konut piyasasının önündeki önemli sorunlardan biri, ihtiyaç duyulan bölgelerde yeterli ve erişilebilir fiyatlı konut üretiminin sağlanması.
KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, konut arzının artırılması için özellikle kamu mülkiyetindeki uygun arsaların değerlendirilmesine dikkat çekti.
Önerinin temelinde, konut ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde kamu arsalarının özel sektörün üretim kapasitesiyle buluşturulması yer alıyor.
Bu yaklaşımın başarılı olabilmesi için arsa tahsis koşulları, imar planları, altyapı olanakları, konutların hedeflediği gelir grupları ve uygulama modellerinin dikkatli biçimde tasarlanması gerekiyor.
Konut maliyetlerinde arsa payının yüksek olduğu bölgelerde uygun arazi politikalarının geliştirilmesi, yeni projelerin hayata geçirilmesini kolaylaştırabilir.
Ancak kamu arazilerinin kullanıma açılması tek başına konutların uygun fiyatlı olacağını garanti etmiyor. Üretim maliyetleri, finansman giderleri, altyapı yatırımları ve satış koşulları da nihai konut fiyatlarını belirliyor.
Yeni konut projelerinde planlama, şeffaflık ve sürdürülebilir şehirleşme ilkeleri gözetildiğinde hem konut arzının artırılması hem de uzun vadeli yerleşim ihtiyaçlarının karşılanması mümkün olabilir.










