İzale-i Şuyu Davasında Her Talep Hemen Kabul Edilmiyor! İşte Erteleme Şartları

29 Temmuz 2026
İzale-i Şuyu Davasında Her Talep Hemen Kabul Edilmiyor! İşte Erteleme Şartları

Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları, hissedarlar arasında en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi, belirli şartların oluşması halinde mahkemenin ortaklığın giderilmesi talebini hemen sonuçlandırmak yerine belirli bir süre ertelemesine de imkân tanıyor. Peki bu erteleme hangi durumlarda uygulanabilir, mahkeme hangi kriterleri dikkate alır ve hissedarların hakları nelerdir? İşte güncel mevzuat, yargısal uygulamalar ve uzman görüşleri ışığında tüm ayrıntılar.

Ortaklığın giderilmesi davaları neden gündemde?

Türkiye'de miras yoluyla intikal eden taşınmazların artması, aile bireyleri arasında ortak mülkiyet yapısının yaygınlaşması ve gayrimenkul değerlerinin yükselmesi, ortaklığın giderilmesi davalarını son yıllarda en sık görülen taşınmaz hukuku uyuşmazlıklarından biri haline getirdi.

Bir taşınmazın birden fazla kişiye ait olması her zaman sorunsuz bir kullanım anlamına gelmiyor. Hissedarlar arasında kullanım şekli, satış isteği, yatırım planı veya miras paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, çoğu zaman mahkeme yolunu zorunlu hale getiriyor.

Ancak kamuoyunda yaygın olarak düşünülenin aksine, hissedarlardan birinin ortaklığın giderilmesi davası açması her zaman taşınmazın kısa sürede satışa çıkarılacağı anlamına gelmiyor. Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi, belirli şartların varlığı halinde mahkemeye ortaklığın giderilmesini uygun bir süre erteleme yetkisi tanıyor. Bu düzenleme, özellikle tarafların haklarının korunması ve dürüstlük kuralının gözetilmesi açısından önemli bir güvence olarak değerlendiriliyor.


Ortaklığın giderilmesi (İzale-i Şuyu) davası nedir?

Ortaklığın giderilmesi davası, bir taşınmaz veya mal üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesini amaçlayan dava türüdür.

Bu davalar;

  • Paylı mülkiyet,
  • Elbirliği mülkiyeti,
  • Miras ortaklığı,
  • Birden fazla kişinin hissedar olduğu taşınmazlar

için açılabilmektedir.

Mahkeme, ortaklığın aynen taksim yoluyla sona erdirilmesinin mümkün olup olmadığını değerlendirir. Aynen bölünmenin hukuken veya fiilen mümkün olmaması halinde ise taşınmazın satışına karar verilmesi gündeme gelebilir.


Medeni Kanun'un 698. maddesi neyi düzenliyor?

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi, paylı mülkiyet ilişkisinde her paydaşın ortaklığın giderilmesini isteme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Bununla birlikte aynı hüküm, bu hakkın sınırsız olmadığını da ortaya koymaktadır.

Kanun, ortaklığın giderilmesinin istenmesinin uygun olmayan bir zamanda gerçekleşmesi veya belirli hukuki şartların oluşması halinde mahkemenin talebi belirli bir süre erteleyebilmesine olanak tanımaktadır.

Bu düzenlemenin temel amacı, ortaklardan birinin hakkını kullanırken diğer hissedarların ağır ve telafisi güç zararlara uğramasını önlemektir.


Mahkeme hangi durumlarda erteleme kararı verebilir?

Her dava kendi somut olayına göre değerlendirilmekle birlikte uygulamada mahkemelerin dikkat ettiği bazı temel kriterler bulunmaktadır.

Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Ortaklığın giderilmesinin dürüstlük kuralına aykırı sonuç doğurması,
  • Satışın diğer hissedarlara ciddi ekonomik zarar verecek olması,
  • Taşınmaz üzerinde devam eden önemli yatırım veya inşaat bulunması,
  • Taraflar arasında çözüm ihtimalinin devam etmesi,
  • Miras paylaşımına ilişkin başka davaların sürüyor olması,
  • Geçici nitelikteki hukuki veya fiili engellerin bulunması.

Bu tür durumlarda mahkeme, talebi hemen sonuçlandırmak yerine kanunun tanıdığı takdir yetkisini kullanarak belirli bir süre erteleyebilir.


Erteleme kararı ortaklığın tamamen sona ermeyeceği anlamına mı gelir?

Hayır.

Erteleme kararı, ortaklığın giderilmesi talebinin kesin olarak reddedildiği anlamına gelmez.

Mahkeme yalnızca mevcut şartların ortaklığın sona erdirilmesi için uygun olmadığını değerlendirirse, davanın belirli bir süre bekletilmesine karar verebilir.

Şartların değişmesi halinde dava yeniden değerlendirilir ve ortaklığın giderilmesine yönelik süreç kaldığı yerden devam edebilir.


Her hissedar tek başına dava açabilir mi?

Evet.

Paylı mülkiyette hissedarlardan herhangi biri, diğer hissedarların onayını almadan ortaklığın giderilmesi davası açabilir.

Bu dava için hissedarların çoğunluğunun onayı aranmaz.

Ancak davanın kabul edilip edilmeyeceği ve hangi yöntemle sonuçlandırılacağı tamamen mahkemenin yapacağı hukuki değerlendirmeye bağlıdır.


Ortaklığın giderilmesi her zaman satış yoluyla mı olur?

Hayır.

Kanunen öncelikli yöntem, taşınmazın mümkün olması halinde aynen bölüştürülmesidir.

Örneğin;

  • İmar şartları uygunsa,
  • Parsel bölünebiliyorsa,
  • Her hissedara bağımsız kullanım alanı oluşturulabiliyorsa,

mahkeme aynen taksim seçeneğini değerlendirebilir.

Bunun mümkün olmaması halinde satış yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi gündeme gelir.


Satış kararı verilirse süreç nasıl işler?

Mahkemenin satış yönünde karar vermesi halinde taşınmazın satışı, ilgili icra ve satış mevzuatı çerçevesinde yürütülür.

Satıştan elde edilen gelir, hissedarların tapudaki pay oranlarına göre dağıtılır.

Ancak satış öncesinde;

  • Bilirkişi incelemeleri,
  • Değer tespitleri,
  • Tapu kayıtlarının incelenmesi,
  • Tarafların itirazları,
  • Gerekli yasal prosedürler

tamamlanır.

Bu nedenle dava açılması ile satışın gerçekleşmesi arasında belirli bir zaman geçmesi olağan kabul edilir.


Bilirkişi raporları neden önem taşıyor?

Ortaklığın giderilmesi davalarında bilirkişi incelemesi büyük önem taşır.

Bilirkişiler;

  • Taşınmazın fiziksel özelliklerini,
  • Bölünebilir olup olmadığını,
  • İmar durumunu,
  • Ekonomik değerini,
  • Aynen taksimin mümkün olup olmadığını

teknik açıdan değerlendirerek mahkemeye rapor sunar.

Mahkeme kararını verirken bu raporları, taraf beyanlarını ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirir.

Ortaklığın giderilmesi davasında en çok merak edilen sorular

Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda açılan ortaklığın giderilmesi davaları, uygulamada birçok hukuki soruyu da beraberinde getiriyor. Özellikle miras kalan evler, arsalar ve tarım arazilerinde hissedarlar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle bu dava türü son yıllarda daha sık gündeme geliyor.

İşte uygulamada en çok merak edilen sorular ve güncel hukuki değerlendirmeler.


Erteleme kararı kesin ret anlamına gelir mi?

Hayır.

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi kapsamında verilen erteleme kararı, ortaklığın giderilmesi talebinin tamamen reddedildiği anlamına gelmez.

Mahkeme yalnızca mevcut şartların ortaklığın sona erdirilmesi için uygun olmadığı kanaatine varırsa davanın belirli bir süre bekletilmesine karar verebilir.

Erteleme süresinin sona ermesi veya ertelemeye neden olan şartların ortadan kalkması halinde dava yeniden değerlendirilir.


Mahkeme erteleme kararını hangi ölçütlere göre verir?

Kanunda kesin bir liste bulunmamakla birlikte uygulamada mahkemeler olayın özelliklerini ayrı ayrı değerlendirir.

Özellikle;

  • Dürüstlük kuralı,
  • Tarafların ekonomik durumu,
  • Ortaya çıkabilecek telafisi güç zararlar,
  • Taşınmazın kullanım şekli,
  • Devam eden yatırım veya inşaat,
  • Diğer hukuki süreçlerin varlığı,
  • Paydaşların menfaat dengesi

mahkemenin değerlendirdiği temel unsurlar arasında yer alır.


Miras kalan evlerde süreç nasıl işliyor?

Ortaklığın giderilmesi davalarının önemli bir bölümü miras yoluyla intikal eden taşınmazlardan kaynaklanıyor.

Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması halinde hissedarlardan yalnızca biri bile dava açabilir.

Mahkeme öncelikle;

  • Veraset durumunu,
  • Tapu kayıtlarını,
  • Hissedar oranlarını,
  • Taşınmazın niteliğini,
  • Aynen bölünebilir olup olmadığını

inceler.

Bölünme mümkün değilse satış yöntemi gündeme gelir.


Taraflar dava sırasında anlaşabilir mi?

Evet.

Dava açılmış olsa bile tarafların kendi aralarında anlaşmaları mümkündür.

Örneğin;

  • Hisselerin diğer hissedarlara devredilmesi,
  • Taşınmazın birlikte satılması,
  • Bir hissedarın diğerlerinin payını satın alması,
  • Noter veya resmi sözleşmeyle uzlaşma sağlanması

gibi yöntemlerle uyuşmazlık mahkeme kararı beklenmeden çözülebilir.

Uzmanlara göre aile içi uzlaşmalar hem zaman hem de maliyet açısından çoğu zaman daha avantajlı sonuçlar doğurmaktadır.


Satış herkese açık mı yapılır?

Mahkemenin satış kararı vermesi halinde satış işlemleri yürürlükteki ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilir.

İhalenin usulü, satış şartları ve ilan süreçleri mahkeme kararına ve uygulanacak mevzuata göre belirlenir.

Satış tamamlandıktan sonra elde edilen bedel, hissedarların pay oranlarına göre dağıtılır.


Bir hissedar satışa karşı çıkarsa ne olur?

Tek başına satışa karşı çıkılması, davanın mutlaka reddedileceği anlamına gelmez.

Mahkeme;

  • Kanuni şartları,
  • Teknik raporları,
  • Tarafların iddialarını,
  • Bilirkişi görüşlerini

birlikte değerlendirerek karar verir.

Ancak satışın ertelenmesini gerektiren hukuki nedenler bulunuyorsa mahkeme bu hususları da dikkate alabilir.


Ortaklığın giderilmesi davasında zamanaşımı var mı?

Paylı mülkiyet devam ettiği sürece, kural olarak paydaşların ortaklığın giderilmesini isteme hakkı vardır. Ancak somut olayın özelliklerine göre taraflar arasında yapılmış sözleşmeler, kanuni sınırlamalar veya geçici erteleme nedenleri bu hakkın kullanılmasını etkileyebilir.

Bu nedenle her uyuşmazlığın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.


Bilirkişi hangi konuları inceler?

Bilirkişi raporu, davanın en önemli teknik delillerinden biridir.

Raporda genellikle şu konular değerlendirilir:

  • Taşınmazın yüzölçümü,
  • İmar durumu,
  • Fiilen bölünebilir olup olmadığı,
  • Yapılaşma durumu,
  • Piyasa değeri,
  • Hisselerin ekonomik durumu,
  • Aynen taksimin mümkün olup olmadığı,
  • Satışın daha uygun çözüm olup olmayacağı.

Mahkeme, bilirkişi raporunu tek başına değil, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.


Hissedarlar birbirlerinin payını satın alabilir mi?

Evet.

Tarafların anlaşması halinde hissedarlardan biri diğer hissedarların paylarını satın alabilir.

Bu yöntem;

  • Dava süresini kısaltabilir,
  • Satış masraflarını azaltabilir,
  • Taşınmazın aile içinde kalmasını sağlayabilir.

Özellikle miras kalan aile konutlarında bu çözüm yolu sıklıkla tercih edilmektedir.


Hangi taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açılabilir?

Uygulamada dava en çok şu taşınmazlar için açılmaktadır:

  • Miras kalan konutlar,
  • Arsalar,
  • Tarım arazileri,
  • Bağ ve bahçeler,
  • Yazlıklar,
  • İş yerleri,
  • Ticari arsalar,
  • Kat irtifakı kurulmamış yapılar.

Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu birçok taşınmaz bu davanın konusu olabilir.


Ortaklığın giderilmesi davasında sık yapılan hatalar

Uzmanlar, hissedarların şu hataları sıklıkla yaptığını belirtiyor:

  • Tapu kayıtlarını güncellememek.
  • Veraset işlemlerini tamamlamadan dava açmak.
  • Diğer hissedarlarla uzlaşma ihtimalini değerlendirmemek.
  • Taşınmazın gerçek piyasa değerini araştırmamak.
  • Bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz etmemek.
  • Dava sürecinde eksik belge sunmak.
  • Profesyonel hukuki destek almadan işlem yapmak.

Bu hatalar, yargılama sürecinin uzamasına ve tarafların ek maliyetlerle karşılaşmasına neden olabiliyor.


Uzlaşma neden her zaman ilk seçenek olmalı?

Hukukçular, mümkün olduğu ölçüde ortaklığın mahkeme kararı yerine anlaşmayla sona erdirilmesini öneriyor.

Çünkü uzlaşma;

  • Aile ilişkilerini koruyabiliyor,
  • Satış masraflarını azaltabiliyor,
  • Dava süresini kısaltabiliyor,
  • Taşınmazın gerçek piyasa değerinde değerlendirilmesine katkı sağlayabiliyor.

Bu nedenle dava açılmadan önce tarafların arabuluculuk veya karşılıklı müzakere yöntemlerini değerlendirmesi önemli görülüyor.


Yargı uygulamalarında öne çıkan yaklaşım

Yargı uygulamalarında ortaklığın giderilmesi davalarında temel amaç, paydaşlardan birini avantajlı veya dezavantajlı duruma getirmek değil; ortak mülkiyet ilişkisini hukuka uygun, hakkaniyetli ve tüm tarafların menfaatlerini gözeten bir şekilde sona erdirmektir.

Bu nedenle mahkemeler, her uyuşmazlığı kendi somut koşulları içinde değerlendirerek karar vermektedir. Özellikle Medeni Kanun'un 698. maddesinde öngörülen erteleme imkânı da, hakkın kötüye kullanılmasını önlemeye ve paydaşlar arasındaki menfaat dengesini korumaya yönelik önemli bir hukuki güvence niteliği taşımaktadır.

Ortaklığın giderilmesi davalarında her dosya kendi şartlarına göre değerlendirilir

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları, taşınmaz hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlıklarından biri olmasına rağmen, her dava aynı şekilde sonuçlanmaz. Mahkemeler; taşınmazın hukuki durumu, hissedarların talepleri, bilirkişi raporları, imar durumu, aynen taksim imkânı ve tarafların menfaatlerini birlikte değerlendirerek karar verir.

Bu nedenle bir taşınmaz hakkında verilen kararın, başka bir taşınmaz için aynı sonucu doğuracağı düşünülmemelidir. Her uyuşmazlık kendi delilleri ve somut olayın özellikleri çerçevesinde incelenmektedir.


Medeni Kanun'un 698. maddesi neden önemli?

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi, paydaşlara ortaklığın giderilmesini isteme hakkı tanırken, bu hakkın mutlak olmadığını da ortaya koymaktadır.

Kanunda yer alan düzenleme sayesinde mahkeme;

  • Ortaklığın giderilmesinin uygun olmayan bir zamanda istenmesi,
  • Diğer hissedarların ciddi zarar göreceğinin anlaşılması,
  • Geçici hukuki veya fiili engellerin bulunması,
  • Dürüstlük kuralının gerektirdiği özel durumların varlığı

gibi nedenlerle davanın belirli bir süre ertelenmesine karar verebilir.

Bu hüküm, hem dava açan hissedarın hem de diğer paydaşların haklarının dengeli biçimde korunmasını amaçlamaktadır.


Hissedarların hangi hakları bulunuyor?

Paylı mülkiyette her hissedarın kanundan doğan önemli hakları vardır.

Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Ortaklığın giderilmesini isteme hakkı,
  • Mahkemeye delil sunma hakkı,
  • Bilirkişi raporuna itiraz etme hakkı,
  • Satış veya aynen taksim konusunda görüş bildirme hakkı,
  • Mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvurma hakkı,
  • Dava sırasında uzlaşma yolunu tercih etme hakkı.

Hakların etkin şekilde kullanılabilmesi için dava sürecinin dikkatle takip edilmesi önem taşımaktadır.


Uzmanlardan hissedarlara önemli tavsiyeler

Gayrimenkul hukuku alanında çalışan uzmanlar, ortaklığın giderilmesi davası açmayı düşünen veya böyle bir davada taraf olan hissedarlara şu önerilerde bulunuyor:

  • Tapu kayıtlarını ve hisse oranlarını önceden kontrol edin.
  • Taşınmazın güncel piyasa değerini araştırın.
  • Mümkünse diğer hissedarlarla uzlaşma yollarını değerlendirin.
  • Bilirkişi incelemesini dikkatle takip edin.
  • Tebligatları zamanında alın ve cevap sürelerini kaçırmayın.
  • Eksik belgeyle işlem yapmayın.
  • Taşınmazın imar durumunu öğrenin.
  • Dava açılmadan önce hukuki danışmanlık alın.
  • Satış yerine aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırın.
  • Ortaklığın giderilmesi davasının uzun sürebileceğini göz önünde bulundurarak planlama yapın.

Ortaklığın giderilmesi davasında sık yapılan hatalar

Uygulamada tarafların en sık yaptığı yanlışlar arasında şunlar yer alıyor:

  • Hissedarlarla iletişim kurmadan doğrudan dava açılması,
  • Tapu kayıtlarının güncel olmaması,
  • Veraset işlemlerinin tamamlanmaması,
  • Bilirkişi raporlarının yeterince incelenmemesi,
  • Aynen taksim ihtimalinin araştırılmaması,
  • Mahkemeye eksik bilgi veya belge sunulması,
  • Tebligatların zamanında takip edilmemesi,
  • Hukuki sürelerin kaçırılması.

Bu tür hatalar, davanın uzamasına ve ek yargılama giderlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.


Satış her zaman en doğru çözüm olmayabilir

Birçok hissedar ortaklığın giderilmesi davasını yalnızca satış süreci olarak değerlendirse de, uygulamada uzlaşma çoğu zaman daha avantajlı sonuçlar doğurabiliyor.

Örneğin;

  • Bir hissedar diğer hissedarların payını satın alabilir.
  • Taşınmaz aynen bölüştürülebiliyorsa paylaşım yapılabilir.
  • Taraflar taşınmazı birlikte serbest piyasada satmayı tercih edebilir.
  • Aile içi protokol hazırlanarak ortaklık sona erdirilebilir.

Bu yöntemler, çoğu zaman uzun süren dava ve satış süreçlerine göre daha ekonomik ve hızlı çözümler sunabilmektedir.


Uzman değerlendirmesi

Hukukçulara göre ortaklığın giderilmesi davalarının temel amacı, hissedarlardan birini cezalandırmak veya avantajlı duruma getirmek değil; ortak mülkiyet ilişkisinin hukuka uygun ve adil şekilde sona erdirilmesini sağlamaktır.

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesinde yer alan erteleme imkânı da bu amaca hizmet etmektedir. Mahkemeler, somut olayın koşullarını değerlendirerek ortaklığın hemen sona erdirilmesinin taraflardan biri açısından ağır mağduriyet oluşturacağı kanaatine varırsa, talebin belirli bir süre ertelenmesine karar verebilir.

Bu yaklaşım, paydaşların mülkiyet hakkı ile dürüstlük kuralı arasında denge kurulmasını amaçlayan önemli bir hukuki güvence olarak değerlendirilmektedir.


Sonuç

Miras kalan taşınmazlar, hisseli arsalar, aile konutları ve ortak mülkiyete konu diğer gayrimenkuller bakımından ortaklığın giderilmesi davaları, tarafların mülkiyet haklarını doğrudan etkileyen önemli hukuki süreçler arasında yer alıyor.

Her ne kadar paydaşlardan biri ortaklığın sona erdirilmesini talep edebilse de, Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi mahkemelere belirli şartlar altında bu talebi erteleme yetkisi tanıyor. Böylece hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi, taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunması ve telafisi güç zararların engellenmesi amaçlanıyor.

Uzmanlar, ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce uzlaşma ihtimalinin değerlendirilmesini, taşınmazın hukuki durumunun ayrıntılı şekilde incelenmesini ve gerektiğinde taşınmaz hukuku alanında uzman bir hukukçudan destek alınmasını öneriyor. Doğru planlanan ve hukuki zeminde yürütülen bir süreç, hem hissedarların haklarının korunmasına hem de uyuşmazlığın daha kısa sürede çözümlenmesine katkı sağlayacaktır.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Bilinmesi Gerekenler

  • Her hissedar tek başına ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
  • Mahkeme, belirli şartların varlığı halinde davanın sonuçlandırılmasını erteleyebilir.
  • Taşınmazın aynen bölünebilmesi mümkünse satış yerine aynen taksim tercih edilebilir.
  • Bilirkişi raporları mahkeme kararında önemli rol oynar.
  • Uzlaşma sağlanması hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sunabilir.
  • Tapu kayıtları ve miras belgelerinin eksiksiz hazırlanması süreci kolaylaştırır.
  • Her dava, somut olayın özelliklerine göre ayrı değerlendirilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ortaklığın giderilmesi davalarında uygulanacak hükümler, olayın özelliklerine ve güncel mevzuata göre değişebilir. Somut uyuşmazlıklarda uzman hukuk desteği alınması tavsiye edilir.

İzale-i Şuyu Davasında Her Talep Hemen Kabul Edilmiyor! İşte Erteleme Şartları

Etiketler

ortaklığın giderilmesi davası, izale-i şuyu davası, Medeni Kanun 698, hisseli tapu, hissedar hakları, miras kalan ev, paylı mülkiyet

#OrtaklığınGiderilmesi, #İzaleiŞuyu, #HisseliTapu, #MedeniKanun698, #MirasHukuku, #GayrimenkulHukuku, #AcilenSatilik

⭐ Editörün Önerisi

Bu Sayfayı Favorilerinize Ekleyin

Daha sonra tek tıklamayla ulaşabilmek için bu sayfayı favorilerinize ekleyebilirsiniz. Ayrıca Instagram, Facebook ve YouTube hesaplarımızı takip ederek en güncel ilanlar, haberler ve içeriklerden anında haberdar olabilirsiniz.
✔ Ücretsiz    •    ✔ Güvenli    •    ✔ Hızlı Erişim
×

⭐ Favorilere Ekle

 
Haber Yorumları