VİDEO
Konut Piyasasında Eylül Alarmı: 142 Bin 390 Konut Satıldı, İkinci Elde Düşüş Hızlandı
Türkiye genelinde konut satışları Eylül 2026'da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 azalarak 142 bin 390'a düştü. İkinci el konut satışlarındaki sert gerilemeye karşılık sıfır konut ve ipotekli satışlarda yaşanan artış, gayrimenkul piyasasında farklı bir tablo ortaya çıkardı. İzmir'deki satış kaybı da sektörün dikkat çeken gelişmeleri arasında yer aldı.
Türkiye Genelinde Konut Satışları Eylül Ayında Geriledi
Türkiye gayrimenkul piyasasında Eylül 2026 verileri, konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yavaşladığını ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülke genelinde eylül ayında toplam 142 bin 390 konut el değiştirdi. Bu rakam, Eylül 2025'e kıyasla yüzde 9,3 oranında azalış anlamına geliyor.
Konut satışlarındaki gerileme, piyasadaki talebin tamamen ortadan kalktığını göstermese de alıcıların satın alma kararlarında daha dikkatli hareket ettiğine işaret ediyor. Özellikle konut fiyatları, kredi maliyetleri, hane halkının satın alma gücü ve yatırım beklentileri, gayrimenkul piyasasının yönünü etkileyen önemli unsurlar arasında bulunuyor.
Eylül ayı rakamlarında dikkat çeken en önemli ayrıntı ise satış türleri arasında ortaya çıkan farklılık oldu. Türkiye genelinde toplam konut satışları azalırken ilk el konut satışları ve ipotekli işlemler artış gösterdi. Buna karşılık ikinci el konut piyasasında belirgin bir daralma yaşandı.
Bu tablo, konut piyasasının bütün segmentlerinde aynı yönde hareket etmediğini gösteriyor. Yeni projelere yönelik talep ile mevcut konut stokuna yönelik talep arasında oluşan farklılaşma, önümüzdeki dönemde gayrimenkul sektörünün izleyeceği yol açısından önem taşıyor.
İkinci El Konut Satışlarında Yüzde 15,3'lük Düşüş
Eylül 2026 konut istatistiklerinde en dikkat çekici gelişmelerden biri ikinci el konut satışlarında görüldü.
Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,3 azalan ikinci el konut satışları, 90 bin 871 seviyesinde gerçekleşti.
İkinci el konutlar toplam satışların önemli bölümünü oluşturmaya devam etmesine rağmen bu kategorideki yıllık düşüş, genel piyasa ortalamasının üzerinde gerçekleşti.
Mevcut konutların satışında yaşanan yavaşlamanın arkasında birden fazla ekonomik ve sektörel neden bulunabilir.
Özellikle bazı bölgelerde satıcıların fiyat beklentileri ile alıcıların ödeme kapasiteleri arasında oluşan fark, satış süreçlerini uzatabiliyor. Bunun yanında konutun yaşı, bakım durumu, deprem güvenliği, enerji verimliliği ve bulunduğu bölgenin özellikleri de alıcıların kararlarında etkili olabiliyor.
Yeni konut projelerinde sunulabilen ödeme seçenekleri ve kampanyalar, bazı alıcıların ikinci el konut yerine sıfır konutları değerlendirmesine neden olabiliyor.
Ancak mevcut veriler, ikinci el satışlarındaki düşüşün tek bir nedenden kaynaklandığını kesin olarak göstermiyor. Gerilemenin nedenlerinin daha net anlaşılabilmesi için fiyat hareketleri, kredi kullanımı, konut stokları ve bölgesel satış eğilimlerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.
İkinci el piyasasında yaşanan değişim, özellikle bireysel konut satıcıları ve gayrimenkul danışmanları açısından ilan fiyatlandırmasının önemini artırıyor.
Sıfır Konut Satışları Artış Gösterdi
Türkiye genelinde toplam satış rakamları düşerken ilk el konut satışlarının artması, eylül ayı verilerinin dikkat çeken diğer gelişmesi oldu.
Eylül 2026'da ilk el konut satışları, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,9 artarak 51 bin 519'a ulaştı.
Böylece yeni konutların toplam satışlar içerisindeki payı yaklaşık yüzde 36,2 olarak hesaplandı.
İlk el konut satışlarındaki artış, yeni konut projelerinin piyasada belirli bir talep görmeye devam ettiğini gösteriyor.
Özellikle yeni yapı teknolojileri, modern konut tasarımları, otopark olanakları, enerji verimliliği ve güncel deprem yönetmeliğine uygun yapı özellikleri, sıfır konutların değerlendirilmesinde öne çıkan kriterler arasında yer alıyor.
Bununla birlikte yeni inşa edilmiş her konutun otomatik olarak daha güvenli olduğu düşünülmemeli. Binanın mühendislik hizmetleri, zemin koşulları, ruhsat ve yapı denetim süreçleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıfır konut satışlarının artmasında müteahhit firmaların sunduğu ödeme kolaylıkları da etkili olabilecek faktörler arasında bulunuyor. Ancak bu etkinin büyüklüğünü belirlemek için proje bazında kampanya ve finansman verilerine ihtiyaç var.
Yeni konut piyasasında yaşanan hareketlilik, inşaat şirketlerinin üretim ve satış planları açısından da önem taşıyor.
Talebin devam etmesi, bazı projelerde satışların sürdürülmesini kolaylaştırabilir. Buna karşılık arsa maliyetleri, işçilik giderleri, finansman koşulları ve inşaat malzemesi fiyatları, yeni konut üretiminin ekonomik fizibilitesini belirlemeye devam ediyor.
İpotekli Konut Satışlarında Artış Dikkat Çekti
Eylül 2026 verilerinde toplam satışlardaki düşüşe rağmen ipotekli konut satışlarında yükseliş yaşandı.
Türkiye genelinde ipotekli konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 artarak 23 bin 397'ye ulaştı.
İpotekli satışların toplam konut satışları içerisindeki payı yaklaşık yüzde 16,4 oldu.
Bu gelişme, konut finansmanı kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin yıllık bazda arttığını ortaya koyuyor.
İpotekli konut satışları genellikle banka kredisiyle yapılan alımlarla ilişkilendirilse de istatistiklerde ipotek tesis edilerek gerçekleşen işlemler esas alınıyor.
Konut kredilerinde faiz oranları, krediye erişim şartları, peşinat miktarı ve aylık taksit tutarları, özellikle ilk kez ev satın almak isteyen haneler için belirleyici olabiliyor.
İpotekli satışlardaki artışın doğrudan kredi faizlerindeki düşüşten kaynaklandığını söylemek için ise daha ayrıntılı finansman verileri gerekiyor.
Bununla birlikte ipotekli satışların genel piyasanın aksine büyümesi, finansman yoluyla konut edinme talebinin belirli ölçüde devam ettiğini gösteriyor.
İzmir Konut Piyasasında Gerileme Öne Çıktı
Türkiye'nin en büyük gayrimenkul pazarlarından biri olan İzmir'de de konut satışları açısından dikkat çeken bir dönem yaşandı.
Eylül 2026'da İzmir'de toplam 7 bin 535 konut satışı gerçekleşti. Eylül 2025'te 8 bin 857 olan satışların bir yıl içerisinde yüzde 14,9 azalması, kentteki daralmanın Türkiye ortalamasından daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
İzmir'in eylül ayındaki konut satışları, Türkiye genelindeki işlemlerin yaklaşık yüzde 5,3'ünü oluşturdu.
Eva Gayrimenkul Değerleme tarafından paylaşılan değerlendirmede ise İzmir'in kümülatif konut satışlarında yüzde 8,2 oranında düşüş yaşandığı belirtildi.
Burada iki farklı dönemsel ölçümün birbirinden ayrılması gerekiyor. Eylül ayına ait yıllık yüzde 14,9'luk gerileme, yalnızca ilgili ayın geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırılmasını ifade ediyor. Kümülatif yüzde 8,2'lik değişim ise birikimli satışların karşılaştırılmasıyla ilgili.
İzmir konut piyasası; sahil bölgeleri, şehir merkezleri, üniversite çevreleri, gelişmekte olan yerleşim alanları ve yazlık konut piyasaları nedeniyle kendi içerisinde farklı dinamiklere sahip.
Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Urla, Bornova, Karşıyaka ve Çeşme gibi bölgelerde konut talebini etkileyen faktörler birbirinden farklılaşabiliyor.
Bazı ilçelerde sürekli oturum amacıyla konut satın alma talebi öne çıkarken, bazı bölgelerde yatırım, yazlık kullanım veya kira getirisi beklentisi daha fazla önem taşıyabiliyor.
Dolayısıyla İzmir genelindeki satış düşüşünü değerlendirirken yalnızca toplam rakama bakmak yeterli değil. İlçe bazındaki satış adetleri, konut fiyatları, yeni proje sayıları ve nüfus hareketleri de dikkate alınmalı.
Konut Alıcılarının Tercihleri Değişiyor mu?
Eylül ayındaki ilk el ve ikinci el satışları arasında oluşan fark, konut alıcılarının tercihlerini yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor.
İlk el satışlarında artış yaşanırken ikinci eldeki düşüşün hızlanması, yeni ve mevcut konutlar arasındaki talep dengesinin değişebileceğine işaret ediyor.
Özellikle deprem güvenliği, yapı yaşı, enerji tüketimi ve bakım maliyetleri, son yıllarda konut seçimlerinde daha fazla önem kazanan konular arasında.
Alıcılar yalnızca evin metrekare büyüklüğüne veya bulunduğu mahalleye değil, binanın teknik özelliklerine ve gelecekte oluşabilecek ek masraflara da dikkat ediyor.
Eski binalarda güçlendirme ihtiyacı, ortak alan yenilemeleri, yalıtım eksiklikleri ve yüksek aidatlar toplam sahip olma maliyetini etkileyebiliyor.
Buna karşılık bazı ikinci el konutlar, merkezi konumları, ulaşım olanakları ve daha geniş kullanım alanları sayesinde avantaj sağlayabiliyor.
Bu nedenle sıfır ve ikinci el konutlar arasında seçim yapılırken yalnızca satış fiyatının değil, toplam maliyetin ve kullanım amacının değerlendirilmesi gerekiyor.










