Taksi olarak yoğun şekilde kullanılan 2021 model Tesla Model 3 Long Range, yaklaşık 402 bin kilometrelik kullanımın ardından hâlâ orijinal bataryası ve elektrik motorlarıyla yoluna devam ediyor.
Batarya kapasitesinin yaklaşık yüzde 84 seviyesinde kalması, hızlı şarj ve performans değerlerinin büyük ölçüde korunması, elektrikli otomobillerin yüksek kilometrede ne kadar dayanabildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Elektrikli otomobillerle ilgili en büyük soru işaretlerinden biri, yüksek kilometrelerde bataryanın ve elektrik motorlarının ne kadar dayanabildiği.
402 Bin Km’de Batarya Hâlâ Yüzde 84 Kapasitede
2021 Tesla Model 3 Long Range, yoğun taksi kullanımına rağmen orijinal bataryası ve elektrik motorlarıyla yoluna devam ediyor. Yüksek kilometrede menzil, şarj ve performans değerleri de dikkat çekiyor.
Özellikle ikinci el elektrikli araç satın almak isteyen kullanıcılar, batarya değişim maliyeti ve uzun dönem dayanıklılığı konusunda hâlâ temkinli davranıyor.
İngiltere’de kullanılan 2021 model Tesla Model 3 Long Range ise bu tartışmaya dikkat çekici bir örnek ekledi.
Daha önce taksi olarak kullanılan otomobil yaklaşık 250 bin mil, yani 402 bin kilometreden fazla yol yapmasına rağmen hâlâ orijinal çekiş bataryası ve elektrik motorlarıyla kullanılmaya devam ediyor.
Dahası, aracın bataryasının başlangıç kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ünü koruduğu belirtiliyor.
Bu sonuç, yüksek kilometrenin elektrikli otomobiller için tek başına belirleyici bir kriter olmayabileceğini ortaya koyarken, batarya sağlığının kullanım biçimi ve şarj alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de gösteriyor.
402 Bin Kilometrelik Tesla’nın Hikâyesi Nasıl Başladı?
Aracın sahibi, İngiltere’de ikinci el Tesla araçları üzerine faaliyet gösteren Richard Symons.
Symons, elektrikli otomobillerin çok yüksek kilometrelerde nasıl davrandığını gözlemlemek amacıyla daha önce taksi olarak kullanılan 2021 model Tesla Model 3 Long Range satın aldı.
Araç yoğun kullanım geçmişi nedeniyle klasik bir bireysel otomobile göre çok daha ağır şartlarda çalışmış durumda.
Otomobil yaklaşık dört yıl sekiz aylık kullanım döneminde 250 bin milin üzerine çıkarken, bu da günlük ortalama 240 kilometre civarında kullanım anlamına geliyor.
Bu ölçekte bir kullanım, özellikle batarya, süspansiyon, fren sistemi ve kabin dayanıklılığı açısından oldukça ciddi bir test olarak değerlendirilebilir.
Ancak ortaya çıkan tablo beklenenden çok daha olumlu.
Batarya Hâlâ Orijinal
Aracın en dikkat çekici özelliği, yaklaşık 402 bin kilometrede hâlâ fabrikadan çıkan orijinal bataryasını kullanıyor olması.
Elektrikli otomobillerde en pahalı bileşenlerin başında yüksek voltajlı çekiş bataryası geliyor.
Bu nedenle ikinci el elektrikli otomobil alıcılarının en fazla çekindiği konu genellikle batarya değişimi oluyor.
Söz konusu Tesla Model 3’te yapılan güncel ölçümlerde batarya kapasitesinin yaklaşık yüzde 84 seviyesinde kaldığı belirtiliyor.
Bu da aracın yaklaşık 400 bin kilometrelik kullanım sonunda batarya kapasitesinin yaklaşık yüzde 16’sını kaybettiğini gösteriyor.
Bu oran tek başına kesin bir dayanıklılık standardı olarak görülmemeli.
Çünkü batarya ömrünü etkileyen çok sayıda faktör bulunuyor.
Şarj seviyesinin sürekli yüzde 100’de tutulması, çok düşük şarj seviyelerine inilmesi, aşırı sıcak veya soğuk hava koşulları, hızlı şarj kullanım yoğunluğu ve sürüş alışkanlıkları bataryanın yaşlanma hızını değiştirebiliyor.
Dolayısıyla bu otomobil, bütün Tesla Model 3 araçlarının aynı sonucu vereceği anlamına gelmiyor.
Ancak yüksek kilometredeki elektrikli otomobiller açısından oldukça önemli bir gerçek kullanım örneği oluşturuyor.
Elektrik Motorları da Değişmedi
Aracın bataryası kadar dikkat çeken bir diğer unsur elektrik motorları.
Model 3 Long Range’in elektrik motorlarının da bugüne kadar değiştirilmediği belirtiliyor.
İçten yanmalı otomobillerde yüksek kilometrelere çıkıldığında turbo, debriyaj, şanzıman, enjektör, EGR, partikül filtresi veya motor içi parçalar gibi birçok bileşen maliyetli onarımlara ihtiyaç duyabiliyor.
Elektrikli otomobillerde ise aktarma sistemi mekanik açıdan daha sade bir yapıya sahip.
Daha az hareketli parça bulunması, bakım gereksinimlerinin bazı noktalarda azalmasını sağlayabiliyor.
Ancak bu durum elektrikli araçların tamamen bakım gerektirmediği anlamına gelmiyor.
Batarya, elektrik motorları, güç elektroniği, klima sistemi, şarj ünitesi, süspansiyon ve elektronik kontrol sistemleri elektrikli otomobillerde de maliyetli arızalara yol açabilir.
Bu nedenle 402 bin kilometreyi ana elektrikli güç aktarma organlarında ciddi bir değişiklik olmadan tamamlayan bu Model 3, dikkat çekici bir dayanıklılık örneği olarak öne çıkıyor.
Beklenmedik Arıza Listesi Oldukça Kısa
Aracın bakım geçmişi incelendiğinde en çok dikkat çeken noktalardan biri büyük bir mekanik veya elektriksel arıza yaşanmaması.
Bugüne kadar beklenmedik şekilde arızalanarak değiştirilmesi gereken en belirgin parçanın, ön tampon üzerindeki harici yaya uyarı hoparlörü olduğu belirtiliyor.
Elektrikli otomobiller düşük hızlarda çok sessiz çalıştığı için bu hoparlör yayaları uyarmak amacıyla ses yayıyor.
Bunun dışındaki değişimlerin büyük bölümü sarf malzemeleri veya doğal aşınma sonucu ortaya çıkan parçalarla sınırlı.
Araç yaklaşık altı takım lastik tüketmiş durumda.
Ayrıca silecekler, kabin filtresi ve bazı süspansiyon burçları da zaman içerisinde yenilenmiş.
Dolayısıyla “400 bin kilometrede yalnızca bir parça değişti” ifadesini doğru okumak gerekiyor.
Araçta yalnızca tek bir parça değiştirilmiş değil.
Ancak pahalı ana aktarma organlarında beklenmedik bir arıza yaşanmamış olması dikkat çekiyor.
Fren Diskleri ve Balataları Hâlâ Orijinal
Elektrikli otomobillerin bakım avantajlarından biri rejeneratif fren sistemi.
Bu sistem sürücünün gaz pedalından ayağını çektiği anda elektrik motorlarını jeneratör olarak kullanarak aracın yavaşlamasını sağlıyor.
Bu sırada ortaya çıkan enerjinin bir kısmı tekrar bataryaya aktarılıyor.
Böylece geleneksel fren balataları ve diskleri daha az kullanılıyor.
402 bin kilometreyi aşan Tesla Model 3 örneğinde bunun etkisi oldukça net şekilde görülüyor.
Paylaşılan bilgilere göre aracın fren diskleri ve fren balataları hâlâ fabrikadan çıktığı haliyle kullanılıyor.
Bu son derece yüksek kilometre düşünüldüğünde dikkat çekici bir sonuç.
Elbette fren sisteminin ömrü sürüş tarzına göre değişebilir.
Sert fren yapan bir kullanıcı ile rejeneratif frenlemeyi ağırlıklı kullanan bir sürücünün fren aşınması aynı olmayacaktır.
Ancak bu örnek, elektrikli otomobillerde rejeneratif frenlemenin bakım maliyetlerini düşürme potansiyelini açık şekilde ortaya koyuyor.
400 Bin Kilometrede Yüzde 84 Batarya Sağlığı Ne Anlama Geliyor?
Elektrikli araçlarda batarya sağlığı, aracın kullanılabilir enerji kapasitesini ifade ediyor.
Yeni bir bataryanın kapasitesi yüzde 100 kabul edilirken zamanla bu değer azalıyor.
Kapasite kaybı arttıkça araç aynı koşullarda daha kısa menzil sunmaya başlayabiliyor.
Bu Tesla Model 3’te bataryanın yaklaşık yüzde 84 seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Başka bir ifadeyle başlangıçtaki kullanılabilir kapasitenin yaklaşık yüzde 16’sı zaman içerisinde kaybedilmiş durumda.
Bu değer yüksek kilometreli bir araç için dikkat çekici derecede iyi kabul edilebilir.
Ancak menzil sadece batarya kapasitesine bağlı değil.
Hava sıcaklığı, yol eğimi, lastik tipi, lastik basıncı, sürüş hızı, klima kullanımı ve araç yükü gibi unsurlar da menzili etkiliyor.
Bu nedenle yüzde 84 batarya sağlığı, aracın her koşulda ilk günkü menzilinin tam yüzde 84’ünü sağlayacağı anlamına gelmiyor.
Tam Şarjla Yaklaşık 457 Kilometre Yol Gidebiliyor
Yüksek kilometreli Model 3’ün batarya kapasitesindeki düşüşe rağmen günlük kullanım açısından hâlâ güçlü bir menzil sunduğu belirtiliyor.
Uygun hava ve yol koşullarında otomobil tam şarjla yaklaşık 284 mil, yani yaklaşık 457 kilometre gerçek kullanım menziline ulaşabiliyor.
Bu rakam, 400 bin kilometreden fazla yol yapmış bir elektrikli otomobil için dikkat çekici.
Aynı zamanda ikinci el elektrikli otomobiller değerlendirilirken yalnızca kilometre göstergesine bakmanın yeterli olmadığını gösteriyor.
Batarya sağlığı iyi durumda olan yüksek kilometreli bir araç, kötü şarj alışkanlıklarıyla kullanılmış düşük kilometreli başka bir otomobile göre daha avantajlı olabilir.
Hızlı Şarj Performansı da Korunuyor
Elektrikli otomobillerde batarya yaşlandıkça sadece menzil değil, hızlı şarj performansı da merak edilen bir başka konu.
Bataryanın hücre yapısı ve sıcaklık yönetimi zaman içerisinde şarj hızını etkileyebiliyor.
Ancak bu Model 3’te yapılan test, hızlı şarj performansının hâlâ günlük kullanım için yeterli olduğunu gösteriyor.
Araç hızlı şarj istasyonunda yapılan 11 dakikalık bir şarj seansında yüzde 16’dan yüzde 46’ya ulaştı.
Başka bir ifadeyle sadece 11 dakika içinde batarya doluluk oranı yaklaşık 30 puan arttı.
Bu şarjla otomobile yaklaşık 137 kilometrelik ek menzil kazandırıldığı belirtiliyor.
400 bin kilometreden fazla yol yapmış bir elektrikli otomobilin bu seviyede hızlı şarj performansı sunması, batarya yaşlanması konusunda dikkat çekici bir sonuç olarak değerlendirilebilir.










