Audi A6 Sportback e-tron performance, verimlilik odaklı özel sürüşte tek şarjla 1.338 kilometre yol kat ederek Guinness Dünya Rekoru’na ulaştı.
94,9 kWh net batarya, 0,21 Cd aerodinamik yapı ve 7,09 kWh/100 km ortalama tüketim, Audi’nin elektrikli otomobil teknolojisinde ulaştığı verimlilik seviyesini gözler önüne serdi.
Audi A6 e-tron Tek Şarjla 1.338 Km Gitti: Guinness Dünya Rekoru Geldi
Audi A6 Sportback e-tron performance, Polonyalı ralli pilotu Miko Marczyk’in verimlilik odaklı sürüşünde tek şarjla 1.338 kilometre yol kat ederek Guinness Dünya Rekoru’na imza attı. 94,9 kWh net bataryaya sahip elektrikli otomobilin 7,09 kWh/100 km ortalama tüketimle tamamladığı 45 saati aşan yolculuk; aerodinamik yapı, rejeneratif frenleme, sürüş tekniği ve enerji yönetiminin elektrikli otomobil menzilini ne kadar ileri taşıyabileceğini gösterdi.
Elektrikli otomobiller söz konusu olduğunda kullanıcıların en fazla konuştuğu konuların başında menzil geliyor. Batarya kapasitesi, otomobilin ağırlığı, aerodinamik yapısı, hava sıcaklığı, yol koşulları ve sürücünün gaz pedalıyla kurduğu ilişki, gerçek kullanım menzilinde önemli farklılıklar oluşturabiliyor.
Audi A6 Sportback e-tron performance ile gerçekleştirilen son rekor sürüşü ise bu değişkenlerin doğru biçimde yönetildiğinde ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini oldukça çarpıcı biçimde ortaya koydu.
Polonyalı ralli pilotu Miko Marczyk, Audi A6 Sportback e-tron performance ile tek batarya şarjıyla 1.338 kilometre yol katetti. Rekor sürüşünün sonunda otomobilin ortalama elektrik tüketimi yalnızca 7,09 kWh/100 km olarak ölçüldü.
Bu sonuç yalnızca yüksek bir menzil rakamından ibaret değil. Audi A6 Sportback e-tron performance’ın yaklaşık 777 kilometreye kadar ulaşan WLTP menzili dikkate alındığında, rekor sürüşünde otomobil resmi menzil değerinin yaklaşık 561 kilometre üzerine çıktı.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. 1.338 kilometrelik rekor, günlük kullanımda her sürücünün elde edebileceği standart bir menzil anlamına gelmiyor. Deneme, mümkün olan en düşük enerji tüketimini hedefleyen özel bir sürüş stratejisiyle gerçekleştirildi.
Başka bir ifadeyle Audi’nin ulaştığı sonuç, elektrik motorunun verimliliği, batarya yönetimi, rejeneratif fren sistemi, aerodinamik yapı ve sürücü tekniğinin doğru biçimde bir araya gelmesi halinde enerji kullanımının ne kadar ileri taşınabileceğini gösteriyor.
Audi A6 Sportback e-tron Polonya’yı Baştan Sona Geçti
Rekor sürüşünün başlangıç noktası Polonya’nın Krakow kentiydi. Miko Marczyk, 11 Eylül günü saat 01.55’te yola çıktı.
Güzergâh Vistül Nehri boyunca kuzeye doğru uzanırken Sandomierz, Varşova, Toruń ve Grudziądz üzerinden Baltık Denizi kıyısındaki Hel bölgesine ulaşıldı.
Hel’e varılmasının ardından otomobil aynı güzergâh üzerinden güneye doğru geri döndü.
Sürüşün dikkat çekici taraflarından biri, denemenin kapalı bir test pistinde değil, normal trafik koşullarında gerçekleştirilmiş olmasıydı. Trafik ışıkları, diğer araçlar, hız değişimleri ve farklı yol koşulları yolculuğun bir parçası oldu.
Miko Marczyk bu şartlarda mümkün olduğunca akıcı bir sürüş sergiledi. Gereksiz hızlanmalardan kaçınıldı, trafik önceden okunarak gaz pedalı erken bırakıldı ve frenleme sırasında rejeneratif sistemden maksimum verim alınmaya çalışıldı.
45 Saati Aşan Verimlilik Maratonu
Rekor denemesi 45 saatten uzun sürdü.
Yolculuğun sonunda Audi A6 Sportback e-tron, Toruń ile Ciechocinek arasındaki bölümde durdu ve toplam mesafe 1.338 kilometre olarak kaydedildi.
Sürüş boyunca ortalama sıcaklık yaklaşık 15 derece seviyesinde seyrederken, sabah saatlerinde Grudziądz çevresinde sıcaklık 7 dereceye kadar geriledi.
Elektrikli otomobillerde hava sıcaklığı tüketimi doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle soğuk havalarda bataryanın ideal çalışma sıcaklığının korunması ve kabinin ısıtılması için daha fazla enerji gerekebiliyor.
Bu nedenle sıcaklığın zaman zaman 7 derece seviyesine kadar düşmesine rağmen elde edilen tüketim değeri ayrıca dikkat çekiyor.
Rekor sürüşünün temel amacı hız değil, mümkün olan en yüksek enerji verimliliğiydi.
Normal şartlarda ralli pilotu olarak saniyelerle yarışan Marczyk, bu kez her watt-saat enerjiyi mümkün olduğunca fazla kilometreye dönüştürmeye çalıştı.
94,9 kWh Net Batarya ile 1.338 Kilometre
Audi A6 Sportback e-tron performance, Premium Platform Electric yani PPE altyapısı üzerine geliştirilen elektrikli modellerden biri.
Araçta brüt kapasitesi 100 kWh, kullanılabilir net kapasitesi ise 94,9 kWh olan lityum iyon batarya bulunuyor.
Model aynı zamanda 800 voltluk elektrik mimarisine sahip.
800 volt mimari özellikle yüksek hızlı DC şarj ve enerji aktarımındaki verimlilik açısından önemli avantajlar sağlıyor.
Audi A6 Sportback e-tron performance uygun koşullarda 270 kW’a kadar DC hızlı şarj desteği sunabiliyor. Bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80 seviyesine ulaşması yaklaşık 21 dakika sürebiliyor.
Ancak Guinness rekorunda hızlı şarj performansı devrede değildi.
Otomobil yolculuk boyunca yeniden şarj edilmeden ilerledi. Bu nedenle en önemli konu, bataryada depolanan enerjinin ne kadar etkili kullanıldığı oldu.
Rekor sürüşündeki 7,09 kWh/100 km tüketim değeri, seri üretim bir elektrikli otomobil için son derece düşük bir seviye olarak öne çıktı.
A6 Sportback e-tron performance’ın standart WLTP tüketimi donanıma ve kullanım şartlarına bağlı olarak bunun oldukça üzerinde bulunuyor.
Bu fark, rekor sürüşünün ne kadar özel şartlarda ve ne kadar hassas bir enerji yönetimiyle gerçekleştirildiğini gösteriyor.
777 Kilometrelik WLTP Menzili Nasıl 1.338 Kilometre Oldu?
Audi A6 Sportback e-tron performance’ın resmi menzili yaklaşık 777 kilometreye kadar çıkarken, rekor sürüşünde bu değer nasıl 1.338 kilometreye ulaştı?
Bunun temel nedeni elektrikli otomobillerin enerji tüketiminin sabit olmaması.
Gerçek tüketim;
-
Ortalama hız
-
Hızlanma biçimi
-
Hava sıcaklığı
-
Klima kullanımı
-
Lastik basıncı
-
Yol eğimi
-
Rüzgâr
-
Trafik yoğunluğu
-
Araç yükü
-
Sürüş tekniği
gibi birçok değişkene bağlı olarak farklılaşabiliyor.
WLTP testi, standartlaştırılmış bir kullanım senaryosu oluşturuyor. Rekor sürüşünde ise performans yerine tamamen düşük tüketim hedeflendi.
Gaz pedalına son derece kontrollü müdahaleler yapılması, yüksek hızdan kaçınılması ve gereksiz frenlemenin azaltılması tüketimi belirgin biçimde düşürdü.
Dolayısıyla 1.338 kilometrelik değer günlük kullanım menzili olarak değil, aracın enerji verimliliğinin ulaşabileceği sınırı gösteren özel bir test sonucu olarak değerlendirilmeli.
Rekorun Gizli Kahramanı: 0,21 Cd Aerodinamik Yapı
Elektrikli otomobillerde çoğu zaman batarya kapasitesi ön plana çıksa da özellikle yüksek hızlarda aerodinamik yapı menzili ciddi biçimde etkiliyor.
Audi A6 Sportback e-tron’un sürtünme katsayısı 0,21 Cd seviyesine kadar düşüyor.
Bu değer modeli Audi tarihindeki en aerodinamik seri üretim otomobillerden biri haline getiriyor.
Hız yükseldikçe otomobilin karşılaştığı hava direnci hızlı biçimde artıyor. Gövde tasarımı ne kadar aerodinamik olursa aynı hızın korunması için elektrik motorundan o kadar az enerji talep ediliyor.
A6 Sportback e-tron’un alçak burun yapısı, kontrollü hava kanalları, akıcı tavan çizgisi ve arka bölümdeki hava akışı yönetimi uzun yol verimliliğini destekleyen unsurlar arasında bulunuyor.
Elektrikli otomobillerde menzilin yalnızca büyük batarya paketleriyle artırılamayacağını gösteren en önemli örneklerden biri de bu.
Rejeneratif Frenleme Menzile Nasıl Katkı Sağlıyor?
Elektrikli otomobillerin önemli avantajlarından biri, frenleme sırasında enerjinin bir bölümünün yeniden bataryaya aktarılabilmesi.
İçten yanmalı motora sahip klasik bir otomobilde fren yapıldığında hareket enerjisinin büyük kısmı fren sisteminde ısıya dönüşerek kayboluyor.
Elektrikli otomobillerde ise motor belirli durumlarda jeneratör gibi çalışıyor. Araç yavaşlarken oluşan enerjinin bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülerek bataryaya geri gönderiliyor.
Audi A6 e-tron’un günlük kullanımda gerçekleşen frenlemelerin yaklaşık yüzde 95’ini rejeneratif sistem üzerinden gerçekleştirebildiği belirtiliyor.
Sistem uygun şartlarda 220 kW’a kadar rejeneratif frenleme gücü sağlayabiliyor.
Bununla birlikte verimli sürüş yalnızca güçlü rejenerasyon kullanmak anlamına gelmiyor.
Asıl amaç gereksiz hızlanma ve frenlemeleri azaltmak.
Örneğin ileride kırmızı trafik ışığı görülüyorsa son ana kadar hızlanıp ardından yüksek rejenerasyonla yavaşlamak yerine, gaz pedalını daha erken bırakmak ve aracın mevcut momentumundan yararlanmak daha verimli olabilir.
Çünkü enerji dönüşümlerinin hiçbirinde yüzde 100 verim elde edilemiyor.
Lastik Basıncı Neden Önemli?
Miko Marczyk’in rekor sürüşünde dikkat edilen unsurlardan biri de lastik basıncı oldu.
Lastiklerdeki düşük hava basıncı yuvarlanma direncini artırabilir. Yuvarlanma direncinin yükselmesi ise otomobilin aynı mesafeyi katetmek için daha fazla enerji kullanmasına neden olur.
Özellikle 1.000 kilometrenin üzerindeki bir denemede küçük verimlilik farkları bile toplam menzil üzerinde büyük etkiler yaratabiliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise lastiklerin üreticinin tavsiye ettiği basınç değerlerinde kullanılması.
Menzili artırmak adına tavsiye edilen değerlerin dışına çıkmak güvenlik ve yol tutuş açısından doğru değil.
Doğru lastik basıncı;
-
Enerji tüketimi
-
Fren mesafesi
-
Yol tutuş
-
Lastik ömrü
açısından önem taşıyor.










