2026 yılı emlak piyasası, Türkiye’de son dönemde gözlemlenen makroekonomik gelişmeler ve sektör içi dinamiklerin etkisiyle yeni bir döneme giriyor.
2025 yılı verileri, konut satışlarının rekor seviyelere ulaşmasıyla sektörde güçlü bir momentum sağlarken, 2026’ya girilirken hem fırsatlar hem de dikkat edilmesi gereken riskler gündemde.
1. 2025’in Yansımaları: Rekor Satışlar ve Momentum
2025 yılı konut satışlarında 1 milyon 688 bin 910 adetle tüm zamanların en yüksek seviyesi yakalandı ve Aralık ayındaki artış da piyasaya güçlü bir sinyal verdi. Bu durum, 2026 Ocak’ın temel çerçevesini şekillendiren en önemli arka plan faktörü olarak dikkat çekiyor.
2. Faiz Oranlarının Seyri: Canlandırıcı Etki
Emlak fiyatları ve satış hacmi üzerinde belirleyici olan kredi faizleri Ocak 2026 itibarıyla gerilemeye devam ediyor; konut kredisi faiz oranlarında düşüş eğilimi yılın son çeyreğinde hızlandı ve sektör temsilcileri bunun Ocak ayına da sarkacağını belirtiyor. Faizlerin yüzde 2’nin altına gerilemesi durumunda satışların daha da ivmelenebileceği görüşü öne çıkıyor.
Bu motivasyon kaynağı, Ocak 2026’da aktif talebin canlanmasına yol açabilir. Faizlerin düşük seyretmesi, özellikle ipotekli satışlarda güçlü bir ivme yaratma potansiyeline sahip.
3. Fiyat Hareketleri ve Reel Getiri
2025 sonuna ilişkin raporlar, konut fiyatlarının fiyat endekslerinde nominal olarak önemli artışlar kaydettiğini gösteriyor. Ancak enflasyon etkisinden arındırıldığında reel fiyatlar bazı bölgelerde gerileme gösterebiliyor, bu da alıcıların bekleyişlerini etkileyebilecek bir unsur.
Bu çerçevede, Ocak ayında fiyat artış beklentileri enflasyonun seyri, kredi koşulları ve arz-talep dengesi ile yakın ilişki içinde olacaktır.
4. Talep Yapısında Değişim: Yatırımcıdan Konut Alıcısına
2026’da talebin niteliği de değişiyor:
-
İç talepte canlanma: Son yıllarda faizlerin düşmesiyle birlikte yerli alıcıların konuta yöneldiği görülüyor.
-
Kiralık konut segmentinde sıkışıklık: Türkiye genelinde kira piyasasında düşük boşluk oranları, kiracı talebinin süregeldiğine işaret ediyor.
-
Yabancı alıcı ilgisi: Türkiye’nin fiyat avantajı ve vatandaşlık gibi yatırım cazibeleri, yabancı talebini sürdürülebilir kılıyor.
5. Bölgesel Farklılaşma ve Metropol Odaklı Talep
Türkiye’de emlak piyasasının dinamizmi İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Buna ek olarak bazı iç bölgelerde yeni konut talebi artışı dikkat çekiyor; özellikle yeniden yapılanma ve altyapı yatırımlarının olduğu Anadolu kentlerinde büyüme sinyalleri var.
Öte yandan bazı yerel piyasa araştırmaları İstanbul ve Bursa gibi büyük bölgelerde nominal fiyat artışı tahminlerinin yüksek olduğunu gösteriyor, bu da Ocak ayında sektörde fiyat beklentilerinin belirleyici olacağını işaret ediyor.
6. 2026’ya Genel Bakış: Fırsatlar ve Riskler
Olası Fırsatlar
-
Faizlerin düşüşü ile artan satın alma gücü,
-
Daha cazip ipotekli satış koşulları,
-
İç talepte canlanma ve konut alımı yönünde artan güven,
-
Bölgesel projelerle yatırım çeşitliliği.
Olası Risk Faktörleri
-
Enflasyonun beklenenden yavaş düşmesi veya belirsiz seyri,
-
Döviz ve finansal piyasalardaki volatilite,
-
Arz-talep dengesinde yeniden şekillenme ihtiyacı.
Bu faktörler, Ocak ayı boyunca sektör oyuncuları ve yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Sonuç: 2026 Ocak’ta Emlak Sektörü – Dikkatle İzlenmesi Gereken Bir Geçiş Dönemi
2026 Ocak ayı, emlak piyasası için teknik anlamda bir “geçiş dönemi” niteliği taşıyor. 2025 yılı satış başarısı ve faiz eğilimleri, piyasanın yeniden şekillenme sürecini destekler nitelikte:
-
Talep tarafında canlanma olasılığı yüksek,
-
Fiyat eğilimleri bölgesel ve segment bazında farklılık gösterebilir,
-
Finansal koşullar, Ocak ayı hareketliliğinin ana belirleyicisi olmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Ocak 2026’da emlak piyasası gelişmeleri yakından izleme ve kısa vadeli stratejiler oluşturma açısından önemli bir başlangıç noktasıdır.







